Akşamüstleri giyince
Işıklı elbisesini
İnce bir duman savurarak havaya
Dansa kaldırır
Sunay Akın

Katıldığım ikinci gösteri de Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünün sunduğu "Bin Kalp Atışı" adlı modern dans gösterisiydi. Gösterinin yapımcısı yarı Kolombiyalı yarı Belçikalı ünlü kreograf Annabelle Lopez Ochoa'ymış. Daha doğrusu ünlüymüş bu kadın. Bin Kalp Atışı'nın Ankara'daki dünya prömiyeri aynı zamanda kreografın 2009'da gösterilen ilk ve yeni yapıtı. Tabi ki gösterinin ana teması gösterim günüyle de alakalı. Bir modern dans gösterisini beğeneceğimi tahmin etmezdim. Özellikle ilk oyun romantik bir film havasındaydı. Sonradan araştırdım ki, oyunun müzikleri Fransız aşk filmlerine film müziği yapan( Aynı zamanda Chocolat filminin, Nip/Tuck ve The X-files dizilerinin müziklerine de katkısı bulunmuş) Eric Satie tarafından yapılmış.

Haberi NTVMSNBC'den okudum. 

Önümüzdeki cumartesi günü sevgililer günü. Bu aralar alışveriş merkezlerinde sevgililerin yaptığı hummalı bi çalışma var. Bir çok özel gün gibi, bu gün de en çok ekonomik dünya düzeninin hep kazananı olanların günü olacak aslında.
Yağmurlu bir gün, bütün perdeler açık da olsa evin içi biraz karanlık, yapılacak şey belli; yatağa uzanıp film seyretmek ardından bir kaç sayfa kitap okumak ve bunları acı bi kahve eşliğinde Blog'a karalamak. Bundan zevk alıyor muyum? Hem de anlatılamaz bişekilde, belki pencereyi aralayıp daha iyisini yaşamak da mümkündü, ama elden gelen bu....
Transpotting ve A Life Less Ordinary filmlerinin ingiliz yönetmeni Danny Boyle İngiltere'nin Oscar'ları olarak kabul edilen BAFTA ( British Academy of Film and Television Arts - İngiliz Sinema ve Televizyon Sanatları Akademisi ) ödül gecesinde En İyi Yönetmen ödülüne layık görüldü. Yönettiği film Slumdog Millionaire. Film Hindistan'da yaşayan müslüman bir sokak çocuğu olarak büyümüş ve bir iş yerinde çaycılık yapan Jamal Malik'in, bizdeki adıyla Kim Beşyüz Milyar İster yarışmasında büyük ödülü alışını anlatıyor. Jamal Malik büyük ödüle giden yolculuğunda çocukluk anılarıyla yüzleşirken, biz de Hindistan'ın yaşadığı siyasi ve sosyal değişimleri öğreniyoruz. Hindistan birilerini kızdırmış olmalı. Film çok etkileyici ve yaratıcı da olsa sinemanın siyasi kılıcı bu sefer de Hindistan'ı doğruyor. Ülkelerinde düzensizlik, fakirlik, pislik içinde yaşadıklarından hiç kuşkum yok da, modern çağdaş barışçıl ve küçümseyici Amerikan incileri eksik olsaydı daha iyi olurdu. Tabi bütün bu senaryo'dan yönetmen Boyle sorumlu değil. Gerçekten etkileyici bir yönetmenlik ve hakedilen bir ödül. Geri kalan 6 ödülden biri de en iyi film. Bence en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında da, yarışmanın sunucusu rolünü oynayan Anıl Kapoor'da en azından ödüllendirilmeli ya da aday gösterilmeliydi. Bakalım Oscar'da aday oldukları 10 daldan hangilerini alacaklar.
... 
"Australia Post" Avustralya'nın PTT'si. Oscar ödülü almış Avustralyalı efsanevi oyuncuların pullarını piyasaya sürüyolarlar. Cate Blanchett, Nicole Kidman, Geoffrey Rush ve Russell Crowe önümüzdeki günlerde, Avustralyalı'ların yalayıp mektuplarına yapıştırakları pulların üzerlerinde olacak isimler. Fotoğrafın üzerindeki söz Cate Blanchett'e ait. Hanımefendi milyonlarca Avustralyalı tarafından yalanacağı için çok heyecanlı görünüyor.
Eğer sizde yalanmak isterseniz kendi pulunuzu yaptırma imkanını PTT sunuyor. Yapmanız gerekenler ve ücretlere buradan ulaşabilirsiniz.
Bu yaz evlenecek çiftler şehir dışındaki yakınlarına gönderecekleri davetiyeleri kendi pullarıyla gönderebilirler, ya da sadece yalanmak istediğiniz için pul yaptırabilirsiniz...

Metropollerimizdeki büyük binaların, gökdelenlerin bir bir yükselmesi, insanlarımıza kendilerini gelişmiş bir ülkede yaşadıklarını hissettiriyor. Sanırım Amerikan filmlerinin bir etkisi. Alışveriş merkezleri iş merkezleri....
Sanırım 2004'teki Yan Yana Fotoğraf Çekilelim'i sevdiğim kadar seveceğim bu albümü de. 8 numaralı şarkı beni yapıştırdı yere....
Geçen haftanın ülkemiz ve müslüman Orta Doğu ülkeleri için kahramanı kuşkusuz Recep Tayyip Erdoğan'dı. Bir çoklarına göre, bütün dünyanın söylemek isteyip de söyleyemediği İsrail zulmünü direkt olarak İsrail Cumhurbaşkanı'nın suratına çarpması bunun yanında da hemen hemen herkesin yıllardır hayalini kurduğu olayı; uluslararası bir platformda kendinden daha güçlü bir ülkeye, kendisine saygısızlık ve haksızlık yapıldığı gerekçesiyle "posta koyması" olayını gerçekleştirmesi onu bu konuma getirdi. Peki gerçekten de Başbakan bir kahraman mı ve gerçekten de Davos'taki o oturumda kahramanlık mı yaptı?